23 Ekim 2017 Pazartesi

Londra siluetine ‘hareket’ katacak


 
Peter Cook


Ödüllü mimar Patel Taylor Londra siluetinin en önemli simgelerinden Thames Nehri kenarında yeni bir projeye başladı. Lombard Wharf adını taşıyan proje  Barratt London için tasarlandı. Thames Nehri kenarında kalan son alanlardan birine inşa edilen yapı, şehrin güneyindeki Wandsworth’de yer alıyor.


Göz yaşı damlası şeklinde inşa edilen yapı burgu şekilde inşa ediliyor. Beyaz prefabrik beton balkonların konumundaki ufak değişiklikler sayesinde yükseldiğinde bükülmüş gibi görünüyor ve bu görüntü yapıya kinetik bir görünüm kazandırıyor.


Peter Cook
Peter Cook
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
28 kattan oluşan yapı 134 adet rezidanstan meydana geliyor. 1+1, 2+1 ve 3+1 dairelerin bulunduğu yapı nehir kenarında yapılan diğer yapıların aksine kalıp bloklardan oluşmuyor. Yüzünü sadece nehre dönen bir yapısı da yok. Yaratıcı bir peyzaj çözümüyle bina çevresindeki alan kamusal alanla birleştirildi. Yaratıcı peyzaj Wandsworth Konseyi tarafından da ödüllendirildi.  Patel Taylor direktörü Pankaj Patel, "Nehir kenarındaki binalarda suyla yüzleşme eğilimi var. Lombard İskelesi her görüş açısından eşit derecede çekici görünmesini, nehirde sırtını dönmediği halde işaretleyici olarak hareket etmesini istiyoruz' dedi.
Kaynak: WorldArchitectureNews.com



23 Mayıs 2014 Cuma

Çin'in 800 metrelik kuleleri




Evet yanlış duymadınız. Çin dünyanın en yüksek binasına yapmaya da el attı. 800 metre yüksekliğinde planlanan bu yapı, MAD Architects tarafından yapılacak. İngilizcede çılgın anlamına gelen ‘Mad’ adı tam da bu projeye denk gelmiş. Çin’in iddiası ise geleceğin gökdelenini bugün yapmak.
Yüksekliğinde ve anıtsal şekliyle dikkat çeken geleneksel gökdelenlerin aksine 800 metre yükseliğinde yapılacak bu kule şehirle bağını koparmayacak. Mimarlara göre geleneksel gökdelenler çevresiyle bağı koparan ve sadece ‘Burada ben varım’ iddiasında olurlar. Çin’de yapılacak olan bu gökdelen ise bunun aksine modern kentle ilişki kuracak. Diley kuleler konusundaki bir başka algı ise sadece yükseklikleriyle ele alınmaları ve kendisinden birkaç metre uzun bir benzeri yapıldığında tüm ilginin diğer gökdelene kayması. Bu haliyle de sadece yüksekliğe odaklanarak fonksiyonelliği bir kenara bırakmaları. MAD Architects, bu özelliğiyle fonksiyonel bir yapıya da imza atmak istiyor.

Tasarım aşamasında olan projede tepe noktasında birleşen iki kule teleferikle birbirine bağlanıyor.Bu haliyle de insanların binanın içinde yolculuk yapmaya davet ediyor.
Mimarlar projenin ‘ofis makinesi’ gibi hizmet vermemesini de hedefliyor. Aksine şehrin canlı bir karışımı olmayı amaçlıyor. Ticaret, hizmet, eğlencenin birleştiği otel, ofis ve perakende alanlarıyla gerçek bir kent elemanı gibi çalışan bir yapıyı temel alıyor.

26 Şubat 2014 Çarşamba

Baloncuklar rafine oksijen alanları yaratacak




Hava kirliliğine karşı alternatif projeler geliştirmeye çalışan mimarlar geçici çözümler bulmuş gibi görünüyor. Baloncuk adını taşıyan bu model, hava kirliliğinin hızla arttığı metropollerde hem açık proje yapıp hem de kirlilikten etkilenmeyecek bir çözüm üretiyor.
Kapalı park alanlarından esinlenen projede dev bir camekan içerisinde olup dışarıyla olan bağlantı da kesilmeyecek. İçerisinde sosyal alanlardan botanik bahçelerine kadar çok farklı kullanım alanlarının olacağı projelerin farklı metropollerde yapımı için teklifler verilecek. Yatak şekilde inşa edilecek olan ve beton duvarlar yerine camekanlarla kaplanacak olan ‘Baloncuk’larda iklimlendirme de dışarıdaki hava sıcaklığına göre yapılacak.



 Mimarlar bu alanların giderek kirlenen havaya karşı rafine oksijen alanları yaracağını düşünüyor. Konsept projesi Buckminster Fuller tarafından yapılan projenin geometrisi ise algoritmalar kullanılarak yapılacak. Elektrik güneş panelleri vasıtasıyla elde edilecek.

12 Şubat 2014 Çarşamba

Lotus çiçeğinden esinlenildi



Dünyanın en tanınmış mimarlık şirketlerinden Atkins’in son projesi Lavenue Crown Hotel görücüye çıktı. Dünyanın dört bir köşesinde projeler yapan mimarlık şirketinin bu seferki durağı Vietnam’ın Ho Chi Minh şehri oldu. 160 metre yüksekliğinde inşa edilen proje Asya’nın en popüler bitkilerinden lotus çiçeğinden esinlenilerek çizildi. Lavenue Investment Corporation şirketi için yapılan proje kısa zamanda Ho Chi Minh şehrinin sembol binalarından biri olacak. Toplam 66 bin metrekare kullanım alanına sahip olacak bina içerisinde 5 yıldızlı Langham Otel’in yanı sıra alışveriş merkezi, butik perakende alanları, rezidanslar ve en tepe noktasında gökyüzü barı yer alacak. Binanın en tepesinde yer alan bu alan açan lotus çiçeğine benzetildi ve açık alanlara da yer verildi. Projenin en özel alanlarından birini de bu bölüm oluşturuyor. Mimarlar projenin tamamlandığında şehrin en modern yüzünü temsil edeceğini, dinamik ve canlı yapısıyla şehrin en yaşayan alanlarından biri olacağına inanıyor.

26 Kasım 2013 Salı

Dubai'ye bir ikon daha geldi

Geçtiğimiz ay dünyanın en büyük gayrimenkul fuarlarından biri olan Cityscape Gayrimenkul Fuarı Dubai’de gerçekleştirildi. Yüzlerce yeni projenin tanıtıldığı fuarda en dikkat çeken lansmanlardan biri MAG Group’un Dubai’de yapacağı proje oldu. MAG222 adını taşıyan bu proje M harfi şeklinde bir binadan oluşuyor. 3.25 milyar AED tutarındaki yatırım mimari ikonlara dolu Dubai’ye bir eser daha kazandırmayı hedefliyor. Yatırımcı şirketin kendi adının baş harfini taşıyan konsept, 51 kattan meydana gelecek.

 Dünyanın en büyük M harfi şeklindeki yapısı ünvanını da kazana proje 2017 yılında tamamlanacak. Bir ile dört oda arasında değişen 550 adet rezidans dairesinin yanı sıra projede sekiz dubleks penthouse ve çatı katında özel yüzme havuzu bulunan suitler de yer alacak. Her bir rezidans, proje içinde yer alan kat bahçelerinden sağlık kulübünden, spa, şehir manzaralı havuzdan yararlanabilecek. Bunun yanı sıra perakende alanları ve konferans salonu da projede yer alan imkanlar arasında olacak. 

Süper yüksek binalar konusunda Çin ile yarış halinde olan Dubai, küresel ekonomik krizdeki durgunluğun ardından yeniden yatırımları çekmeye başlamış görünüyor. MAG Group Başkanı Moafaq Al Gaddah, Birleşik Arap Emirliklerinin hala büyük yatırımlar için çekim merkezi olduğunu savunarak MAG222’yi hayata geçirdiklerini söylüyor. Al Gaddah, “Dubai yerel, bölgesel ve uluslarası yatırımcılar için hala büyük fırsatlar sunuyor. Bizim 3.25 milyar AED tutarındaki yatırım için burayı seçmemizin nedeni de bu

17 Kasım 2013 Pazar

İsrail'in yeni finans merkezi



Knafo Klimor Mimarlık, İsrail’de bugüne kadar yapılan en büyük mimarlık ihalelerinden biri olan  Rishon Ayalon yarışmasını kazandı. İsrail’in dördüncü büyük şehri Rishon LeZion’da yapılacak proje, bölgenin finans merkezini yaratmayı hedefliyor. Bölgenin yerel öğelerini dikkate alarak hayata geçirilen proje buna ek olarak modern bir mimarinin yanı sıra istihdam ve iş olanakları da yaratacak.  Denize de yakın bir konumda bulunan proje, otoyol kenarında kalan bu alanı daha etkin değerlendirerek iş ve eğlence merkezleriyle hareketlendirmeyi planlıyor. Beş dikey kuleden meydana gelecek proje çevresinde yeşil alanlar da yaratılacak. Otoyol ise başka bir alanda kaydırılarak projeye ulaşım metroyla sağlanacak. Böylece trafiğin önemli bir kısmı da yer altına alınmış olacak. 30 bin kişiye iş imkanı sağlaması açısından da İsrail’in gündeminde olan proje herkesi hedefliyor. Sürdürülebilir enerji kaynaklarının kullanılacağı projede karbondioksit emisyonunun da minimuma indirilmesi için teknolojik altyapı hazırlandı. Projede en çok güneş enerjisi kaynaklarından yararlanıldı.




Çin tarımda dikey tarla ile devrim yapacak




 

Dünya gündemine yaptığı taklit ürünlerle oturan Çin, bu kez oldukça farklı bir projeyle gündeme geldi. Eski tarım alanlarının kentsel dönüşümle yenilendiği ülkede mimarlar dikey tarım alanları ile mimari lugata geçecek farklı bir projeyi hayata geçiriyor. Javier Ponce Architects (JAPA) tarafından çizilen ve ‘Geleceğin Projeleri 2013’ ödülünü alan ‘Dikey Tarla’ 18.5 metre yüksekliğinde olacak. Tarım alanlarını dikey olarak da değerlendirerek daha fazla verim almayı amaçlayan bu proje eğer başarıya ulaşırsa mimari açıdan olduğu kadar tarım alanında da bir devrim yaratacak. Her ne kadar Çin dünyada en büyük tarım alanlarına sahip olsa da bunun sadece yüzde 15’ini kullanabildiğini gören mimarlar, yerel yönetimleri böyle bir projeyi hayata geçirmeye ikna etmiş.
 
 1.4 milyon metrekare ile dünyadaki en büyük tarım alanlarına sahip olan ülkenin bile ekstra alan yaratma çabasında olması Çin’in üretimden sonraki devriminin tarım alanında olacağına işaret ediyor. Dikey tarlalar özellikle pirinç üretiminde kullanılacak. Her kata projenin ortasında bulunan asansörlerle ulaşılacak. Oval şeklindeki katların ortaları ise açık olacak. Doğal güneşten yararlanacak tarlalarda toprak olmayacak. Projede tarlaların yanı sıra araştırma labaravutarlarına da yer verilecek tarım endüstrisine katkı sağlamak için çalışmalar da yapılacak.

24 Ekim 2013 Perşembe

Çin'in tasarım harikası yeni oteli


 





Çin’in Taihu Gölü civarında uzun zamandan bu yana beklenen Sheraton Otel tamamlanmak üzere. Denizin içinde yelken şeklindeki otelle dünyanın gündemine oturan Dubai’ye nispet yaparcasına Taihu Gölü’nün içinde yapılan at nalı şeklindeki bu otel, bölgeyi dünya turizminin gündemine koymayı hedefliyor. Sheraton Huzhou Hot Spring Resort adını taşıyan proje sadece bir tatil oteli değil iş oteli olarak da planlandı. MAD Architects mimarı Ma Yansong tarafından çizilen proje aynı zamanda Starwood zincirinin de en tasarım otellerinden biri olacak.

100 metre yüksekliğindeki proje 27 kattan oluşacak. Gölün her iki yakasında iki farklı girişi bulunacak otelin en ilginç odaları ise binanın orta ve en yüksek noktasındakiler olacak. Yangtze Nehri Deltası’nda hayata geçirilen proje, hava karardığında egzotik aydınlatmasıyla daha da farklı bir tasarıma dönüşüyor. Toplam 95 bin metrekare kullanım alanı bulunan 321 oda, 44 süit ve 39 villadan oluşan proje lüks segmentinde inşa ediliyor. Banyolarda en pahalı mermerler kullanılırken her kattaki banyoya nehir manzaralı küvetler de yerleştirildi.  Projenin en üst katlarında bulunan lüks ve geniş süitlerin birleştirilerek düğün turizmi için de kullanılacağı öğrenildi.